Hakaret suçlamasına gösterdikleri "delil", hakaret niteliğinde de değil ki. Kendi dezenformatif propagandalarıyla bir şekilde örtüşmeyen her söylemi bir şekilde kriminalize etmeye çalışırlarken uydurdukları suç isnadıyla örtüşen bir yasa bulmayı bile gerektirmeyen, azgın bir keyfîlik içindeler. Hatırlarsanız 19 Mart Darbesi sonrasında yasak ve tutuklamalara gerekçe olarak gösterdikleri kanun maddesi ancak kendi meşruiyet iddiaları kadar sahiciydi, zira gösterdikleri madde aslında yoktu. Yine de dediğinize katılıyorum.
Ülkeyi "failed state"e çevirmek Siyasal İslamcıların hayaliydi, gerçek oldu. Afganistan'dakiyle aynı zihniyet.
Cumhurbaşkanı'mızın aday olabilmesi için
Bu adamın diğerlerinden ne ayrıcalığı var da 85 milyon olarak oturup tüm siyasetimizi kendisine göre şekillendirmemiz gerekiyor? Artık aday da olamaz ki zaten. Devlet başkanlığı konumuna verilen mutlak gücün mutlak yozlaştırıcı etkisine karşı getirilmiş bir 10 yıllık üst sınır var. Kendisinin getirdiği bu üst sınırı aşalı 2 yıl oldu bile. 2028 de 14. yılı olacak. Her fırsatta kendisine zulmettiğini söylediği eski sistemdeki üst sınırdı bu üstelik. Ülkeyi beka sorunlarıyla tanıştıran muhteris şahıs bununla da yetinemiyor, zulümler tarihine yeni boyutlar kazandırmaya niyetleniyor. Bu sınırlamanın kendi şahsına karşı da uygulanmasındaki zarureti bizzat bu tavırlar ortaya koyuyor.
Sorun, bu paylaşımlar üzerinden elde edilen kazancın dünyanın hiçbir yerinde görülmediği üzere vergilendirilmemiş olması mı? Yoksa İslamcı darbe hükûmetinin millete aseksüelliği yeterince dayatamayıp henüz neslimizi kurutamamış olması mı?
Boşuna seyyar giyotin demiyorlarmış. Hükûmet darbeci bir edayla ülkedeki tüm sivil oluşumları hedef alıp kriminalize ediyor. Eski genel başkanlarını mahkûm eden şahsın Adalet Sekreterliğine terfisini sineye çeken DEM kendi seçmeninin yüzüne nasıl bakar artık bilmiyorum.
Sekreter Bey, sanki tabi olduğu başka bir devletin anayasasını bu topraklarda tesis etmekle görevlendirilmiş gibi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın verdiği hakları kullandıkları gerekçesiyle yüzlerce yurttaşı aylarca esir tutmuş, mahkeme karşısında savunmada bulunmalarını da suç saymıştı. Kişilerin, kendilerini mahkeme karşısında savunma imkanı tanınmadan kamplara kapatıldığını Nazi Almanyası'nda görmüştük.
Trump emretmiştir de "Gazze'ye umut olacak" İsrail ordusu teçhizatına gereken çeliği bu bağışlarla fonlayacaklardır gibi geliyor bana.
Milli iradeye savaş açmış darbe hükûmeti, bizden gasbettiğini kimlere gönderdiği konusunda hesap vermediği sürece tek kuruşumu vermem.
Kavgayı çıkaranlara, yani kendi partililerine.
İmamoğlu da açıklama paylaşmış. Bana Atatürk'ün şu sözlerini anımsattı:
Memleket ve millet işlerinde, adalet işlerinde duygulara, hatır ve dostluğa göre hareket edilmez. Bir ülkede adalet yoksa o ülkede anarşiden başka bir şey yoktur. Orada hükümet denen nesne de yoktur. Aslında orada hiçbir şey yoktur. O halde, dünyada bir "hak" vardır, hak ve adalet mutlaka ve behemahal kuvvetin üstündedir.
"Hukuk devleti"mizde, kimse layüsel değil, derlerken Gürlek'i neden hakkındaki şikayetlerden dokunulmazlık zırhıyla layüsel kıldılar? Üstelik kendisinin bizzat tutuklu yargıladığı onlarca seçilmişin aksine, bu atanmış şahsın aleyhine somut deliller varken neden soruşturulması engellendi? "Bağımsız yargımız"ın huzurunda aklanamayacağından bu kadar mı eminler? E, basbayağı kleptokrasi bu!
Hangi devlete sattı bilmiyorum ama Anayasa artık AKP Yürütmesi ve Yargısı tarafından yok hükmünde sayıldığına göre birilerine sattılar.